Finansal sistemlerin temel yapı taşlarından biri olan kredi mekanizması, ekonomik büyüme, yatırım, üretim ve istihdam üzerinde doğrudan etkili olan önemli bir unsurdur (Karaaltı M. vd. 2020). Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde kredi faiz oranları; işletmelerin yatırım kararlarını, nakit akış yönetimlerini, borçlanma kapasitelerini ve finansal sürdürülebilirliklerini belirleyen kritik makroekonomik değişkenlerden biri olarak kabul edilmektedir (Işıklar İ. 2011). Türkiye gibi bankacılık sistemi ağırlıklı finansal yapılarda kredi faiz oranlarındaki değişimler, reel sektör üzerinde güçlü etkiler yaratmaktadır (Eğilmez M. 2025).
Türkiye ekonomisinde özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, para politikası değişiklikleri, döviz kuru dalgalanmaları ve finansal piyasalardaki belirsizlikler kredi faiz oranlarının ciddi biçimde yükselmesine neden olmuştur (Ünsal Y. 2025). Bu durum, finansmana erişim konusunda büyük işletmelere kıyasla daha kırılgan yapıya sahip olan küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri (KOBİ) daha fazla etkilemektedir. Bu ise; KOBİ’ler; sınırlı öz sermaye yapıları, düşük likidite düzeyleri ve banka kredilerine olan bağımlılıkları nedeniyle faiz oranlarındaki değişimlere karşı oldukça hassas bir yapı sergilemektedir (Afşar M. vd.2015). Grafik 1’de Türkiye’de 2015-2026 yılları arasındaki ticari reel faiz oranlarını Türk Lirası (TL) cinsinden göstermektedir.
Grafik 1. Türkiye’de Ticari Kredi Reel Faiz Oranlarının Seyri (2015–2026)
Grafik 1. 2015–2026 döneminde Türkiye’deki ticari kredi reel faiz oranlarının seyrini göstermektedir. Reel faiz oranı; ticari kredi faizlerinden şirketlerin enflasyon beklentisinin çıkarılmasıyla hesaplanmıştır. Grafik, kredi maliyetlerinin işletmeler açısından zaman içerisindeki gerçek yükünü ortaya koymaktadır. Grafikte 1 görülen reel faiz dalgalanmaları, KOBİ’lerin krediye erişim maliyetini doğrudan etkilemesi, yatırım, üretim ve nakit akışı süreçleri üzerinde belirleyici bir rol oynamaması bakımından önem arz etmektedir.
Dünyada ve Türkiye’de KOBİ’ler toplam işletmelerin büyük çoğunluğunu oluşturmakta ve istihdam ile üretim kapasitesinin önemli bir bölümünü temsil etmektedir (Emir M. Ve Eyüboğlu K. 2010). Ancak yüksek kredi maliyetleri, KOBİ’lerin yatırım kararlarını ertelemelerine, üretim kapasitelerini azaltmalarına ve finansal risklerinin artmasına neden olabilmektedir. Deryol A. vd. (2026) ifade ettiği gibi; artan kredi maliyetlerinde kısa dönemde para politikaları etkili olurken, uzun dönemde faizin en belirgin belirleyicisinin beklentiler ve riskler oluşturmaktadır. Özellikle ticaret, imalat, inşaat ve hizmet sektörleri gibi kredi kullanım yoğunluğu yüksek alanlarda faiz artışlarının etkileri daha belirgin şekilde görülmektedir.
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de kredi faiz oranlarının sektörel etkilerini incelemek ve özellikle KOBİ’ler üzerindeki finansal yansımalarını değerlendirmektir. Çalışmada kredi faiz oranlarının yatırım, üretim, istihdam, nakit akışı ve finansal sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri ele alınacaktır. Ayrıca bankacılık sektörü, kredi riskleri ve geri dönmeyen krediler bağlamında oluşan finansal sonuçlar da değerlendirilecektir.
1. Türkiye’de Kredi Faiz Oranlarının Ekonomik Yapı İçindeki Rolü
Faiz oranları, ekonomide tasarruf ve yatırım arasındaki dengeyi sağlayan temel araçlardan biridir (Ünsal Y. 2025). Merkez bankalarının uyguladığı para politikaları doğrultusunda belirlenen politika faizleri, ticari bankaların kredi faiz oranlarını doğrudan etkilemektedir (Kara H. 2012). Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararları bankacılık sektörünün kredi verme davranışlarını şekillendirmekte ve kredi hacmi üzerinde önemli sonuçlar doğurmaktadır (Kara H. 2012).
Kredi faiz oranlarının yükselmesi, işletmelerin finansman maliyetlerini artırırken yatırım iştahını azaltmaktadır (Eğilmez M. 2019). Özellikle uzun vadeli yatırım projelerinde faiz maliyetleri yatırımın kârlılığını doğrudan etkileyebilmektedir. Bu durum ekonomik büyümenin yavaşlamasına ve reel sektörün finansal baskı altında kalmasına neden olmaktadır (Afşar M. vd.2015).
Grafik 2. Türkiye Ekonomik Büyüme Oranlarının Seyri (2000–2024)
Grafik 2 incelendiğinde Türkiye ekonomisinde büyüme oranlarının dönemsel olarak dalgalı bir seyir izlediği görülmektedir. Özellikle ekonomik kriz ve finansal belirsizlik dönemlerinde büyüme oranlarında ciddi yavaşlamalar yaşanmıştır. Yüksek faiz oranlarının yatırım ve üretim maliyetlerini artırması, işletmelerin finansmana erişimini zorlaştırarak reel sektör üzerinde finansal baskı oluşturmuştur. Bu durum ekonomik büyümenin yavaşlamasına ve özellikle krediye bağımlı sektörlerde faaliyetlerin daralmasına neden olabilmektedir.
Türkiye’de bankacılık sistemi reel sektörün temel finansman kaynağı konumundadır. Sermaye piyasalarının yeterince derinleşmemiş olması nedeniyle işletmeler büyük ölçüde banka kredilerine bağımlı durumdadır. Bu nedenle kredi faiz oranlarında yaşanan değişimler, ekonominin genel işleyişi üzerinde güçlü etkiler yaratmaktadır (Afşar M. vd.2015).
Kesebir M. (2018) ifade ettiği gibi, özellikle 2001 krizi sonrası dönemde Türkiye’de finansal istikrarın sağlanması amacıyla uygulanan reformlar bankacılık sistemini güçlendirmiştir. Ancak küresel krizler, enflasyonist baskılar ve döviz kuru şokları kredi faiz oranlarında dönemsel dalgalanmalara neden olmuştur. TCMB Finansal İstikrar Raporu’na göre kriz dönemlerinde kredi büyümesi yavaşlamakta, sorunlu kredi oranları yükselmekte ve bankaların risk algısı artmaktadır.
2. Kredi Faiz Oranlarının Sektörel Etkileri
2.1 İmalat Sektörü Üzerindeki Etkiler
Türkiye’de kredi kullanımının en yoğun olduğu sektörlerden biri imalat sanayidir. İmalat sektöründe faaliyet gösteren işletmeler; hammadde alımı, üretim süreçleri, teknoloji yatırımları ve ihracat finansmanı için yoğun biçimde banka kredisi kullanmaktadır. TCMB (2018) verilerine göre sektör kredilerinde en yüksek pay imalat sektörüne aittir.
Faiz oranlarının yükselmesi imalat sektöründe üretim maliyetlerini artırmaktadır. Özellikle enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerinin de yükseldiği dönemlerde kredi maliyetlerinin artması işletmelerin kârlılığını ciddi biçimde azaltmaktadır. Bu durum yatırımların ertelenmesine, kapasite kullanım oranlarının düşmesine ve istihdam kayıplarına yol açabilmektedir.
Grafik 3. Türkiye’de Perakende Satışlar ve Sanayi Üretimi Endeksi Karşılaştırması
Grafik, tüketim talebindeki artışa rağmen sanayi üretimindeki sınırlı büyümeyi göstermekte; bu durum yüksek finansman maliyetlerinin üretim sektörü üzerindeki baskısını desteklemektedir
İmalat sektöründeki KOBİ’ler ise büyük işletmelere kıyasla daha sınırlı finansal kaynaklara sahip oldukları için yüksek faiz ortamından daha fazla etkilenmektedir. Finansman maliyetlerinin yükselmesi, işletmelerin rekabet gücünü azaltmakta ve ihracat performansını olumsuz etkileyebilmektedir (Demirkol A. ve Yılmaz G. 2025).
2.2 İnşaat ve Gayrimenkul Sektörü
İnşaat sektörü yüksek kredi bağımlılığı nedeniyle faiz değişimlerine en hassas sektörlerden biridir. Genel olarak ifade edildiğinde, konut kredilerinde yaşanan faiz artışları hem arz hem de talep yönlü etkiler yaratmaktadır (Atasoy T. Ve Tanrıvermiş H. 2021)
Kredi faiz oranlarının yükselmesi konut talebini azaltmaktadır (Şen U.C. ve Koç Y.D. 2022). Bu durum ayrıca inşaat firmalarının finansman maliyetlerinin artırmasına yol açmaktadır. Özellikle büyük ölçekli projelerde faiz yükü maliyet yapısının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu durum sektörde yavaşlamaya ve nakit akışı sorunlarına neden olabilmektedir (Göksü vd. 2019).
KOBİ ölçeğindeki müteahhitlik firmaları ise finansman erişiminde daha büyük zorluklar yaşamaktadır. Artan faiz oranları nedeniyle işletme sermayesi ihtiyacının karşılanamaması birçok firmanın faaliyetlerini daraltmasına yol açmaktadır.
2.3 Ticaret ve Hizmet Sektörü
Ticaret ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler kısa vadeli finansman ihtiyacını çoğunlukla banka kredileriyle karşılamaktadır. Özellikle stok finansmanı, işletme sermayesi ve günlük operasyonel giderler açısından kredi kullanımı oldukça yaygındır.
Faiz oranlarının yükselmesi işletmelerin nakit döngüsünü bozmakta ve finansal sürdürülebilirliklerini zorlaştırmaktadır. Özellikle küçük ölçekli işletmelerde yüksek faiz giderleri kârlılığı azaltmakta ve iflas riskini artırmaktadır.
Hizmet sektöründe faaliyet gösteren turizm, restoran, lojistik ve eğitim işletmeleri gibi alanlarda talep dalgalanmalarıyla birlikte faiz baskısı daha güçlü hissedilmektedir. Finansman maliyetlerindeki artış işletmelerin fiyatlarına yansımakta ve tüketici talebini olumsuz etkileyebilmektedir.
3. KOBİ’ler Üzerindeki Finansal Yansımalar
3.1 Finansmana Erişim Sorunları
KOBİ’lerin en önemli sorunlarından biri finansmana erişimdir (Kutlu A.H. ve Demirci S.N.2007). Büyük ölçekli işletmelere kıyasla daha düşük teminat kapasitesine sahip olan KOBİ’ler, yüksek faiz ortamında kredi bulmakta zorlanmaktadır. Kurumsal finansal okuryazarlık, risk yönetimi, vade ve faiz yönetimi, aktif/pasif yönetimi, kurumsal stratejiler arasındaki uyum gibi konularda insan ve entellektüel sermayesi yüksek olan şirketler kredi politikası ve limiti oluşturmada ve limitleri profesyonelce kullanmada daha avantajlı olabilmektedirler.
Bankalar yüksek faiz dönemlerinde kredi riskini azaltmak amacıyla daha seçici davranmakta ve kredi standartlarını sıkılaştırmaktadırlar. Bu durum KOBİ’lerin krediye erişimini daha da zorlaştırmaktadır (Erdem E. ve Duru M.N. 2010). Özellikle ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde bankaların risk iştahının azalması, KOBİ’lerin yatırım ve üretim faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir.
3.2 Nakit Akışı ve Likidite Problemleri
Yüksek kredi faiz oranları, işletmelerin borç geri ödeme yükümlülüklerini artırarak finansal yapı üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. KOBİ’ler, kısa vadeli nakit akışı problemlerini çoğunlukla banka kredileri aracılığıyla çözmeye çalışmaktadır (Kutlu A.H. ve Demirci S.N.2007). Ancak faiz oranlarındaki artış, finansman maliyetlerini yükselterek borç servis yükünün ağırlaşmasına neden olmaktadır.
Likidite sorunu yaşayan işletmeler; çalışan ücretleri, tedarikçi ödemeleri ve vergi yükümlülükleri gibi temel finansal sorumluluklarını yerine getirmekte güçlük yaşayabilmektedir. Bu durum, işletmelerin faaliyetlerini sürdürülebilir biçimde devam ettirebilme kapasitesini olumsuz etkilemektedir.
Özellikle ekonomik daralma dönemlerinde tahsilat sorunlarıyla birleşen yüksek faiz yükü, KOBİ’lerin finansal kırılganlığını artırmakta ve işletmelerin iflas riskiyle karşı karşıya kalma olasılığını güçlendirmektedir
3.3 Yatırım ve Büyüme Üzerindeki Etkiler
Faiz oranlarının yükselmesi yatırım maliyetlerini artırdığı için işletmeler yeni yatırım kararlarını etkileyebilmektedir. Özellikle teknoloji yatırımları, kapasite artırımı ve dijital dönüşüm projeleri yüksek finansman ihtiyacı gerektirdiğinden yüksek faiz ortamında geri plana itilmektedir.
Bu durum uzun vadede verimlilik artışını sınırlandırmakta ve işletmelerin rekabet gücünü azaltmaktadır. Türkiye’de KOBİ’lerin büyük kısmının düşük teknoloji düzeyinde faaliyet göstermesi, finansman yetersizliğiyle birleştiğinde sürdürülebilir büyüme açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır (Yüksel A.2011).
4. Kredi Faiz Oranları ve Geri Dönmeyen Krediler İlişkisi
Faiz oranlarındaki artışlar yalnızca kredi maliyetlerini değil aynı zamanda kredi geri ödeme performansını da etkilemektedir. Yüksek faiz ortamında işletmelerin borç ödeme kapasitesi zayıflamakta ve geri dönmeyen kredi oranları yükselmektedir.
Yapılan çalışmalar faiz oranları ile takipteki krediler arasında önemli ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. Özellikle makroekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde kredi geri dönüş performansı bozulmaktadır. Dolayısıyla böyle bir konjonktürde daha sağlam bir ekonomik yapı için finansal kesimin de güçlü bir yapıda olması önem arz etmektedir (Yalçın H.2024)
Geri dönmeyen kredilerde yaşanan artış bankacılık sektörünün aktif kalitesini bozmakta ve kredi verme kapasitesini azaltmaktadır (Baş G. ve Kara M. 2023). Bu durum kredi arzında daralmaya ve ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olabilmektedir. Bankaların artan kredi riskine karşı daha yüksek faiz uygulamaları ise finansman maliyetlerini daha da yükselterek olumsuz bir döngü yaratmaktadır.
Tablo 1. 2008 Küresel Krizinden Sonra Kobi’lerin Kredi Gelişimi
Kaynak: Kavcıoğlu Ş. (2014)
Tablo 1 incelendiğinde, ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde tasfiye olunacak kredilerde ve takipte dönüşüm oranlarında artış meydana geldiği görülmektedir. Özellikle 2008 küresel finans krizi sonrasında takipteki kredi oranlarının yükselmesi, işletmelerin kredi geri ödeme performansında bozulmalar yaşandığını göstermektedir. Yüksek finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizlikler, işletmelerin nakit akışını olumsuz etkileyerek kredi geri ödeme kapasitesini zayıflatmaktadır.
Tablodaki veriler, kredi hacmindeki artışın tek başına finansal istikrarı garanti etmediğini; kredi kalitesinin ve geri ödeme performansının da ekonomik sürdürülebilirlik açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde işletmelerin borç servis yükü artmakta, bu durum takipteki kredilerde yükselişe neden olabilmektedir. Bankacılık sektöründe sorunlu kredilerin artması ise kredi verme kapasitesini sınırlandırarak reel sektör üzerindeki finansal baskıyı artırabilmektedir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, kredi faiz oranları ile geri dönmeyen krediler arasında doğrudan ve güçlü bir ilişki bulunduğu söylenebilmektedir.
5. Türkiye’de Faiz Politikaları ve KOBİ Destek Mekanizmaları
Türkiye’de ekonomik dalgalanmaların etkilerini azaltmak amacıyla çeşitli kredi destek mekanizmaları uygulanmaktadır. Özellikle Kredi Garanti Fonu (KGF), düşük faizli kredi programları ve kamu bankalarının destek paketleri KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.
Kriz dönemlerinde uygulanan düşük faiz politikaları kredi büyümesini destekleyebilmekte ve ekonomik aktivitenin canlanmasına katkı sağlayabilmektedir (Karadeniz F.2024). Ancak yüksek enflasyon ortamında sürdürülebilir faiz politikalarının uygulanması önemli bir denge gerektirmektedir.
Grafik 4. Türkiye’de Mevduat/Kredi Faiz Oranlarının Seyri (2000–2024)
KOBİ’lerin finansal dayanıklılığının artırılması için yalnızca düşük faizli krediler değil; aynı zamanda finansal okuryazarlık, dijitalleşme, alternatif finansman kaynakları, insan sermayesinin ve entellektüel sermayenin artırılması ve sermaye piyasalarına erişim gibi alanlarda da desteklenmesi gerekmektedir. Sermaye birikiminin artırılması katma değerli ürünlere, yenilikçiliğe, kurumsal olgunluğa, maliyet yönetimine ve benzeri faktörlere bağlıdır.
Sonuç
Türkiye’de kredi faiz oranları, yalnızca finansal piyasaları değil; yatırım, üretim, tüketim, istihdam ve ekonomik büyüme gibi temel makroekonomik göstergeleri doğrudan etkileyen kritik ekonomik araçlardan biridir. Özellikle bankacılık sistemi merkezli finansal yapıya sahip olan Türkiye ekonomisinde işletmelerin büyük ölçüde banka kredilerine bağımlı olması, faiz oranlarında meydana gelen değişimlerin reel sektör üzerindeki etkisini daha belirgin hale getirmektedir. Çalışmada ele alınan bulgular, yüksek kredi faiz oranlarının sektörler ve özellikle KOBİ’ler üzerinde çok boyutlu finansal baskılar oluşturduğunu ortaya koymaktadır.
Araştırma kapsamında incelenen imalat, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri açısından değerlendirildiğinde; kredi faiz oranlarındaki yükselişin işletmelerin finansman maliyetlerini artırdığı, yatırım kararlarını ertelediği ve üretim kapasitesini olumsuz etkilediği görülmektedir. Özellikle imalat sektöründe hammadde, enerji ve işletme sermayesi maliyetleriyle birleşen yüksek faiz yükü işletmelerin kârlılık oranlarını düşürmekte ve rekabet gücünü zayıflatmaktadır. İnşaat sektöründe ise hem konut talebindeki daralma hem de proje finansman maliyetlerindeki artış sektörel yavaşlamaya neden olmaktadır. Ticaret ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler açısından bakıldığında ise kısa vadeli kredi bağımlılığı nedeniyle faiz artışlarının nakit akışı ve günlük operasyonel sürdürülebilirlik üzerinde ciddi baskılar oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Çalışmanın en önemli sonuçlarından biri, kredi faiz oranlarındaki artışların KOBİ’ler üzerindeki etkisinin büyük işletmelere kıyasla daha ağır hissedilmesidir. Türkiye ekonomisinde toplam işletmelerin önemli bölümünü oluşturan KOBİ’ler; sınırlı öz sermaye yapıları, düşük likidite düzeyleri ve alternatif finansman kaynaklarına erişimde yaşadıkları sorunlar nedeniyle yüksek faiz ortamına karşı daha kırılgan bir yapı sergilemektedir. Finansmana erişim güçlüğü yaşayan KOBİ’ler yatırım kararlarını ertelemekte, üretim kapasitelerini azaltmakta ve bazı durumlarda faaliyetlerini sürdürebilmek için yüksek maliyetli kısa vadeli borçlanmalara yönelmektedir. Bu durum uzun vadede işletmelerin sürdürülebilir büyümesini sınırlandırırken aynı zamanda ekonomik verimlilik üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
Yüksek faiz oranlarının bir diğer önemli sonucu ise kredi geri ödeme performansında ortaya çıkan bozulmalardır. Özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde işletmelerin gelir yapısında yaşanan zayıflamalar, kredi geri ödeme kapasitesini düşürmekte ve takipteki kredi oranlarının yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum yalnızca işletmeleri değil, bankacılık sektörünün aktif kalitesini ve kredi verme kapasitesini de olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla yüksek faiz ortamı zamanla reel sektör ile finansal sektör arasında karşılıklı risk üreten bir yapıya dönüşebilmektedir.
Türkiye’de sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanabilmesi açısından faiz politikalarının yalnızca enflasyonla mücadele perspektifiyle değil; aynı zamanda reel sektörün üretim kapasitesi, yatırım ortamı ve finansal sürdürülebilirliği dikkate alınarak şekillendirilmesi önem taşımaktadır. Özellikle KOBİ’lerin uygun maliyetli finansmana erişiminin artırılması, ekonomik istikrar açısından kritik bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. Bu kapsamda Kredi Garanti Fonu destekleri, düşük faizli yatırım kredileri, sektör bazlı teşvik mekanizmaları ve uzun vadeli finansman modelleri daha etkin şekilde kullanılmalıdır.
Bununla birlikte yalnızca kredi desteklerinin yeterli olmayacağı da açıktır. KOBİ’lerin finansal dayanıklılığının artırılması için dijitalleşme süreçlerinin desteklenmesi, finansal okuryazarlık düzeyinin geliştirilmesi, alternatif finansman kaynaklarının yaygınlaştırılması ve sermaye piyasalarına erişim olanaklarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle teknoloji yatırımlarını destekleyen uzun vadeli finansman modelleri, işletmelerin verimlilik artışı ve uluslararası rekabet gücü açısından stratejik önem taşımaktadır.
Günümüz ekonomik koşullarında işletmelerin yalnızca finansmana erişimi değil; aynı zamanda risk yönetimi, sürdürülebilirlik, mali kontrol ve operasyonel verimlilik konularında da güçlü bir kurumsal yapıya sahip olması büyük önem taşımaktadır. Özellikle yüksek faiz ortamlarının oluşturduğu finansal baskılar karşısında işletmelerin etkin iç denetim mekanizmaları kurması, risklerini doğru analiz etmesi ve süreçlerini verimli şekilde yönetebilmesi uzun vadeli finansal dayanıklılık açısından kritik bir gereklilik haline gelmiştir. Bu kapsamda iç denetim, kurumsal risk yönetimi, ERP danışmanlığı, mevzuata uyum, operasyonel raporlama ve süreç iyileştirme çalışmaları işletmeler açısından stratejik bir değer oluşturmaktadır.
Bu perspektiften değerlendirildiğinde, işletmelerin yalnızca kısa vadeli finansal sorunlara odaklanmaları değil; aynı zamanda kurumsallaşma, dijital dönüşüm, süreç yönetimi ve sürdürülebilir büyüme alanlarında da gelişim sağlamaları gerekmektedir. Teolupus tarafından sunulan iç denetim, risk yönetimi, ERP danışmanlığı, mevzuata uyum ve yönetim danışmanlığı hizmetleri; şirketlerin finansal dayanıklılıklarını artırmalarına, operasyonel risklerini azaltmalarına ve daha sürdürülebilir bir yönetim yapısı oluşturmalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Özellikle KOBİ’lerin değişen ekonomik koşullara uyum sağlayabilmesi açısından profesyonel danışmanlık ve kurumsal güvence hizmetleri stratejik önem taşımaktadır.
Sonuç olarak Türkiye’de kredi faiz oranları ile reel sektör performansı arasında güçlü ve çok yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Faiz oranlarındaki yükseliş kısa vadede enflasyon kontrolü açısından politika aracı olarak kullanılabilse de, uzun vadede yatırım, üretim, istihdam ve finansal sürdürülebilirlik üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu nedenle ekonomik istikrarın sağlanabilmesi için para politikaları ile reel sektör ihtiyaçları arasında dengeli bir yapı kurulmalı; özellikle KOBİ’lerin finansal kırılganlığını azaltacak bütüncül ve sürdürülebilir ekonomik politikalar geliştirilmelidir.
Kaynakça
- Atasoy, T., & Tanrıvermiş, H. (2021). Türkiye’de konut kredisi hacmi ile seçilmiş makroekonomik faktörler arasindaki ilişkinin değerlendirilmesi. Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, (59), 461-484.
- Afşar M. Vd. (2015). Para Teorisi. Anadolu Üniversitesi. Açıkçöğretim yayınları içinde
- Baş G. ve Kara M. (2023). Sorunlu Krediler ve Türkiye. International JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES.
- Demirkol A. ve Yılmaz G. (2025). Türkiye’de İmalat Sanayi Enflasyonunu Belirleyen Makroekonomik Dinamiklerin WALS Yöntemi ile İncelemesi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12 (1).
- Eğilmez M. (2019).
- Emir M. Ve Eyüpoğlu K. (2010). Global Finansal Krizin Türkiye’deki KOBİ’ler Üzerindeki Etkileri. Muhasebe ve Finansman Dergisi.
- Erdem, Emel, and M. Nafiz Duru. “Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) sorunları.” Anadolu Bil Meslek Yüksekokulu Dergisi 20, 79-98.
- Karadeniz F. (2024). Kobilere Verilen Krediler ile Sanayi Üretim Endeksi Arasındaki İlişki: Türkiye Örneği (2007-2024). Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı.
- Kara H. ‘Küresel Kriz Sonrası Para Politikası’ Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
- Kara, H. (2025). Ekonomik göstergelere ilişkin grafik paylaşımları. X (Twitter) sosyal medya paylaşımları.
- Kesebir M. (2018). Türkiye’de 2001 Krizi Sonrası Bankacılık Sektörünün Durumu, Yapısal Reformlar ile Son Yıllardaki Gelişmeler. Bitlis Eren Üniversitesi Akademik İzdüşüm Dergisi, 3 (2).
- Kutlu A.H. ve Demirci Ş.N. (2007). Kobilerin Finansal Sorunları ve Çözüm Önerileri. 4. KOBİ’ler ve Verimlilik Kongresi, İstanbul Kültür Üniversitesi
- Göksu, Serkan, Mehmet Alper Şen, and Süleyman Gücek. “İNŞAAT SEKTÖRÜ, FAİZ ORANI VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİNİN ANALİZİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ (2002-2019).” Ekev Akademi Dergisi 80.
- https://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/tcmb+faiz+indirimleri+kredi+ve+mevduat+faizlerine+yansiyor+mu
- Ünsal Y. (2025). Faiz Oranlarının Tasarruflar Üzerindeki Asimetrik Etkisi: Türkiye Ekonomisi Üzerine NARDL Analizi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi. 21 (2).
- Şen U.C. ve Koç D.Y. (2022). Faiz Oranları ve Konut Fiyat Endeksi Çerçevesinde Emlak Sektörüne Yönelik Literatür Araştırması. Anadolu Üniversitesi Mesleki Eğitim ve Uygulama Dergisi.
- Kavcıoğlu, Şahap. “KRİZ DÖNEMLERİ SONRASINDA TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNDE KREDİ ANALİZİ (2002-2011 DÖNEMİ).” Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi 3.6, 23-39.
- TCMB (2018). Finansal İstikrar Raporu.
- TCMB (2026) Merkezin Güncesi.
- Yalçın, H. (2024). “Türkiye’de makroekonomik değişkenlerin takipteki tüketici kredileri oranı üzerindeki etkileri.” Business & Management Studies: An International Journal 12.1.
- Yüksel A.(2011). Türkiye’de KOBİ’lerin Banka Kredilerine Erişimi. T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı.









